KADİR GECESİ

Ramazan-ı Şerifin 27. gecesi İslam dünyasında "KADİR GECESİ" olarak bilinir ve kutlanır. Bu yıl bu mübarek gece 15 Eylül 2009 gecesini 15'ine bağlayan geceye rastlamaktadır. Hepimize kutlu olsun. Kadir gecesi, gecelerin en feyizlisidir. Çünkü bu gecede yapılan ibadet, içinde kadir gecesi bulunmayan bin ayda yapılan ibadetten daha hayırlıdır. Nitekim aynı adı taşıyan sure-i celilede şöyle buyurulmaktadır. “Doğrusu biz Kur'an'ı kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. Gece tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” Zaman ve mekanlar kendilerinde meydana gelen büyük ve önemli olaylarla değer kazanırlar. Kadir gecesi hayırlarla dolu olayların meydana geldiği bir gecedir. Çünkü bu gecede kadri yüce bir kitap olan Kur'an-ı Kerîm inmeye başlamıştır. Kur'an-ı Kerîm gibi insanlık için bir hidayet rehberi olan kitabın böyle bir gecede inmesi ona müstesna bir şeref kazandırmış, kadrini yüceltmiştir. Allah tarafından Cebrâil aleyhi's-selâm adındaki melek aracılığıyle peygamberimize vahyolunan, onun hayatında tamamen yazılıp tespit edilen ve daha sonra da mushaf haline getirilen Kur'an-ı Kerîm, peygamberimize vahyolunduğu gündenberi hiçbir değişikliğe uğramadan nesilden nesile geçerek bize kadar gelmiştir. Bu özelliği taşıyan, yani ilk nazil olduğu şekilde bir kelime eklenmeden ve bir kelime eksilmeden günümüze kadar gelen tek kitap hiç şüphe yok ki Kur'an-ı Kerîm'dir. Çünkü onun her türlü değişiklikten korunacağını Cenâb-ı Hak va'd buyurmuştur. Hicr sûresinin 9. âyetinde meâlen: “Doğrusu Kur’anı biz indirdik, onun koruyucusu da biziz" buyurulmuştur. Kur'an-ı Kerîm, eşi olmayan bir kitaptır. Çünkü o, insan sözü değil, Allah kelâmıdır. Lafzı da manası da Allah'ındır. Peygamberimiz sadece onu insanlara tebliğe vasıta olmuştur.” Bakara sûresinin 97. ayetinde şöyle buyurulmuştur: "De ki her kim Cebrâil'e düşman ise bilsin ki o, Kur’an’ı Allah'ın izniyle, kendisinden öncekini tastik ederek yol gösterici ve mü'minlere müjdeci olarak, senin kalbine indirmiştir". Yani o, senin değil, Allah'ın sözüdür. Cebrâil aleyhi's-selam da onu indirmeye memurdur. Kur'an-ı Kerîm, kendisinin Allah tarafından vahyedilmiş olduğunu bildirmiş, bunda şüphesi olanları ona benzer bir eser meydana getirmeye çağırmış, bunun başarılamıyacağını da haber vermiştir. İsrâ sûresinin 88. ayetinde: “De ki, insanlar ve cinler birbirine yardımcı olarak bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için biraraya gelseler, andolsun ki yine de benzerini ortaya koyamazlar” buyurmuştur. Bakara sûresinin 23. ayeti de meâlen şöyle: “Kulumuz Muhammed'e indirdiğimiz Kur’an'da şüphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sûre meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz Allah'tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın". Kur'an-ı Kerîm, Arapların şiir ve hitabette doruk noktasında oldukları bir devirde nazil olmuştur. Mekke müşrikleri, Kur'an'ın gönülleri aydınlatan nurunu söndürmek için, "Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki galip gelirsiniz" demeye varıncaya kadar her çareye başvurdukları halde onun bir tek sûresinin benzerini vücuda getirememişler, bu yüzden silaha sarılmak zorunda kalmışlardır. Kur'an-ı Kerîm’in İngilizce mütercimlerinden Palmer, tercümesinin başına koyduğu önsözde şöyle demiştir: "En güzide Arap yazarları değer itibariyle Kur'an'a eş olabilecek bir eser yazamamışlarsa hayret edilmemelidir. Çünkü Kur'an, nazire yapılamayacak tek eserdir". Kur'an-ı Kerîm, İslâmiyetin ana kitabıdır. Dinin esasıdır. Dinî hükümlerin dayanağı olan dört delilin birincisidir. Bütün dinî esasları ihtiva eden Kur'an-ı Kerîm, semavî kitapların da özetidir. İtikadî, ahlâkî, amelî, ictimaî her bakımdan insanı ve insan topluluklarını maddî manevî mutluluğa ulaştıracak her şeyi bildirmiştir. Nahl sûresinin 89. ayetinde meâlen şöyle buyurulmuştur: "Ey Muhammed, sana, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kur'an'ı indirdik". Kur'an-ı Kerîm, insanlar için bir hidâyet kaynağı olarak gönderilmiştir. Bu husus, önemine binâen birçok ayette sık sık tekrarlanmıştır. Bu ayetlerden birisi de İsrâ sûresinin 9. ayetidir, meâlen şöyledir: "Doğrusu bu Kur'an, en doğru yola hidâyet eden ve yararlı işler yapan mü'minlere büyük ecir olduğunu, ahirette inanmayanlara yakıcı bir azap hazırladığımızı müjdeler". Kur'an-ı Kerîm'in ilk sûresi olan Bakara süresinin ilk ayetlerinde de, Kur'an'ı Kerîm'in Allah'a karşı gelmekten sakınanlara hidâyet eden, yol gösteren bir kitap olduğuna dikkat çekilmiştir. Kur'an-ı Kerîm, son semavî kitap olarak gönderildiğinden talimatı da bütün insanlığı içine alacak şekilde geniştir. Kur'an-ı Kerîm, herşeyden evvel Allah'ın varlığını, birliğini, O'nun yüksek sıfatlarını, yaratıklara olan rahmet ve mağfiretinin genişliğini tesbit ve talim eder. Batıl ve sapık akîdeleri, putperestliğin her çeşidini reddeder. İnsanları yükselten en önemli ve ölmez prensipleri ortaya kor. Kur'an-ı Kerîm, aile hayatı ile karı ile kocanın karşılıklı hak ve vazifelerinden milletlerarası münasebetlere; selâmlaşmaktan evlere izin alarak girme adabına varıncaya kadar sosyal hayatın bütün kurallarını gösterir; en yüksek en güzel ahlâk prensiplerini öğretir. Kur'an-ı Kerîm, insana büyük değer verir. İnsanın en güzel sûrette yaratıldığını, yaratıkların en şereflisi olduğunu, ondan başka kâinatta her ne varsa hepsinin emrine âmâde bulunduğunu açıklar. Onun onurunu kıracak, kalbini incitecek davranışları yasaklar. Kur'an-ı Kerîm; zina, fuhuş, sarhoşluk, adam öldürmek, yalan söylemek, iftira etmek, haksızlık yapmak, israf etmek, hıyanette bulunmak, gıybet etmek ve toplumu birbirine düşürecek şekilde bozgunculuk yapmak gibi toplumu temelinden sarsan kötülükleri yasaklar. Kuran-ı Kerîm, daima ilerlemeyi emreder. "Babamızdan böyle gördük" diyerek, akıl ve ilim ile açıklaması mümkün olmayan alışkanlıklardan, ayrılmak istemiyenleri ayıplar, körü körüne taklidi reddeder. İlk inen âyeti "Oku" diye başlayan Kur'an-ı Kerîm, daima ilme teşvik eder. Fenne ve müsbet ilimlere karşı asla tavır almaz. Akla ve düşünceye müstesna yer verir. Kâinat ve ondaki yaratılış inceliklerini düşünmeye davet eder. "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" diyerek ilmin üstünlüğünü vurgular. Hulâsa Kur'an-ı Kerîm, insanı dünya ve ahirette mutlu kılacak, Allah Teâlâ'nın rızasını kazandıracak herşeyi ihtiva eden bir Kitab-ı Mübîn'dir. Böyle bir kitabı rehber edinen yanılmaz. O’na sımsıkı sarılan sapkınlığa düşmez, O’nun gösterdiği yoldan yürüyen şaşırmaz ve O’nu okuyanın ecri az olmaz. Kur’an-ı Kerîm'in inmeye başladığı böyle mübarek bir gecede yapacağımız ibadetlerden birisi de Kur’an okumak ve anlamı üzerinde düşünmektir. Çünkü Kur’an-ı Kerîm Cenâb-ı Hakk’ın insanlığa son mesajıdır. O’nun iyi anlaşılması ve uygulanması halinde insanlık mutlu olacaktır. Bu duygularla okuyucularımızın kadir gecelerini tebrik ediyor, daha nice kadir gecelerine sağlıkla erişmemizi ve bu gecenin dünyanın pek çok yerinde haksızlığa ve saldırıya uğramış müslüman kardeşlerimizin kurtuluşlarına vesile olmasını Cenâb-ı Hak'tan diliyorum ve gecenin fazileti ile ilgili bir Hadîs-i Şerif'in meâliyle bitiriyorum. "Kim kadir gecesini, faziletine inanarak ve alacağı ecri hesaba katarak, ibadetle ihya edecek olursa geçmiş günahları bağışlanır
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/diyanet/ocak1999/kadir.htm

Kadir Gecesi
Kur’ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazîleti, üstünlüğü (bin aydan daha fazîletli, kıymetli, hayırlı olduğu), bizzât Allahü teâlâ tarafından, Kadir sûresinde açıkça bildirilmiştir.Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır:
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
اِنَّآ اَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ (1) وَمَآ اَدْرَيكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ (2) لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ (3) تَنَزَّلُ الْمَلَئِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ اَمْرٍ (4) سَلاَمٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ (5)
1- Biz o (Kur'ân)nu Kadir gecesinde indirdik.
2- Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin?
3- Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.
4- Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler.
5- O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.
Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:
"Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."
"Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır."
Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :
-Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:
- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. (Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)
Peygamberimiz (sav) buyuruyor:
"Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir."
Bu mübarek gecede dua sünnettir. O icabet vakitlerinden birisidir. Süfyan-ı Sevrî demiştir ki, o gece dua etmek, namaz kılmaktan daha sevaptır. Kur'ân okuyup da dua ederse güzel olur.
İbnü Hacer Heytemî Tuhfetü'l-Muhtâc'da der ki:
"Kadir gecesini görene, saklaması sünnettir. Onun kemâliyle faziletine ancak Allah Teâlâ'nın bildirdiği kimseler nail olur."
Kadir Gecesi Olduğu Nasıl Anlaşılır? Denizlerin suyu bir an tatlılaşır.
Kadir gecesi, açık ve sakin olur, ne sıcak, ne de soğuk olur. Bulut yoktur. Yağmur ve rüzgar yoktur.
Ertesi sabah güneş, kızıl olup, şuasız doğar.Yükselinceye kadar sanki büyük bir tabak gibidir.
Kadir Gecesinde köpek sesi duyulmaz diyen âlimler de olmuştur
Kadir Gecesini nasıl ihya edeceğiz?
* Yatsı namazında zammı sure olarak Kadir suresini okumalı. * Bir iki sayfa Kur'an-ı kerim okumalı. * Az da olsa sadaka vermeli.
* Bu gece 4 rekat Kadir Gecesi Namazı kılınır.
1.rekatta : 1 Fatiha 3 İnna enzelnâhü 2.rekatta : 1 Fatiha 3 İhlası Şerif 3.rekatta : 1 Fatiha 3 İnna enzelnâhü 4.rekatta : 1 Fatiha 3 İhlası Şerif
Namazdan sonra 1 defa:
Allahü ekber Allahü ekber La ilahe illalahü vallahü ekber Alahü ekber ve lillahil hamd.
100 defa Elem neşrah leke...
100 defa İnna enzelnâhü 100 defa da Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz'in Hazret-i Âişe (r.a.) Vâlidemiz'e öğrettiği şu duâ okunup, sonra duâ yapılır:
Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni, okunup dua yapılır.
Mümkünse, kandil gecesi olması sebebiyle bir de TESBİH NAMAZI kılınır
http://www.forumdas.net/kandil-geceleri/kadir-gecesi-2009-a-29789/

En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur'ân'da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir. Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki, o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî hâdiselerin anlatılması için müstakil bir sûre inmiştir. Bu sûre Kadr Süresidir. Yine Cenâb-ı Hak bu gecenin kudsiyetini bildirmek için beş âyetli bir sûrede üç defa "Leyletü'1-Kadr" ifadesini açıkça zikretmektedir: "Şüphesiz, o Kur'ân'ı Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin, Kadir Gecesi nedir? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır." Ulvî hâdiseler de sûrenin sonunda şöyle ifade buyurulur : "O gecede melekler ve Cebrail Rablerinin izniyle her iş için arka arkaya iner. O gece, tan yerinin aydınlanmasına kadar bir selâmettir." Kadir Gecesinin en önemli özelliği, cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama Cebrail (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır. Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedî refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi dua, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır. Bu gecedeki İlâhî ziyafete ve Kur'ânî sofraya başta Kur'ân-ı Mübini Resulullah Aleyhissalâtü Vesselama vahiy yoluyla getiren Cebrail olmak üzere melekler de inerek şenlendirirler. Kalb ve basîreti açık olan mü'minlere uhrevî âlemden manzaralar sergilenir. Meleklerin pey der pey inmesiyle yeryüzü manevî bir tazyike maruz kalır. Dünya adetâ onlara dar gelmeye başlar. Mü'minlerin etrafını kuşatarak onlara Rablerinin bağış ve rahmetini müjdelerler. Tan yeri ağarıncaya kadar devam eden bu ulvi tecelli, ümmet-i Muhammed'in gönüllerine engin bir huzur ve saadet dalgası estirir. Kadir Gecesinde böyle nurlu hâdiselerin yıldönümlerini idrak ederiz. Onun kadrini bilmekle de feyiz ve bereketinden, dünyayı kuşatan nuranî havasından istifade etmiş oluruz. Hadislerde Kadir Gecesi - Ubâde b. Sâmit (r.a) şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem, Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere Hâne-i Saâdetinden çıktı. Derken Müslümanlardan iki kişi kavga ettiler. Buyurdular ki: Ben, size Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile filân kavga ettiler de ona dâir olan bilgi kaldırıldı. İhtimâl ki hakkınızda bu daha hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi'ni yirmiden sonraki yedinci veya dokuzuncu veya beşinci gecelerde arayınız - İbn-i Abbâs (r.a)’dan rivâyet edildiğine göre, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ashâb'ım! Siz leyle-i Kadr'i Ramazan'ın aşr-ı ahîrinde arayınız!. Leyle-i Kadir, ya Ramazan’ dan dokuz gece kala, yâhut yedi gece kala, yâhut da beş gece kaladır - Âişe (r.a)’dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Ramazan'ın son on günü girince, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem ibâdet konusunda daha da ciddî bir sa'y ü içtihâd arz ederlerdi. Gecesini ihyâ eder, ehl ü âilesini de ibâdet için uyandırırdı. - Ebû Hüreyre radiyallâhu anh'den: Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim, imânından dolayı ve mükafatını yalnız Allâh'tan umarak Kadir Gecesi'ni ihya ederse, geçmiş günahları affedilir. Bin aydan hayırlıdır denmesinin hikmeti nedir? "Bin ay" seksen üç sene dört aylık bir süreye tekabül eder. Geçmişteki salih kimselerin bir ömür boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde elde etme fırsatıdır. Resulullah (a.s.m.) sahabilere İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silâhlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı. Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az, gördüler. Bunun üzerine Kadir Suresi indirildi. Başka bir rivayette Peygamberimiz Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail Aleyhisselâm geldi, "Yâ Muhammed, ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinde hayrete düştüler. Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir" diyerek Kadir Suresini okudu ve, "İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır" buyurdu.(1) Diğer bir rivayette Resulullah’a bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı. (2) Kadir Suresi bu hadiseler üzerine nazil olmuştur. Bu sure, Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir suredir. Kadir Gecesinin Bu Kadar Faydalı Olmasını Nasıl Açıklarsınız? Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, Kur'an’ın bildirmesiyle bin aydan daha hayırlı olduğu bu sırra kat’i bir delildir. Evet nasılki bir padişah, saltanatında belki her senede, ya tahta geçme merasimi namıyla veyahut başka bir şaşaalı cilve-i saltanatına mazhar bazı günleri bayram yapar. Halkını, o günde umumî kanunlar dairesinde değil; belki hususî ihsanatına ve perdesiz huzuruna ve has iltifatına ve fevkalâde icraatına ve doğrudan doğruya lâyık ve sadık milletini, has teveccühüne mazhar eder. Öyle de: Ezel ve Ebed Sultanı olan onsekiz bin âlemin Padişah-ı Zülcelal'i; o onsekiz bin âleme bakan, teveccüh eden ferman-ı âlîşanı olan Kur'an-ı Hakîm'i Ramazan-ı Şerifte indirmiş. Elbette o Ramazan, mahsus bir bayram-ı İlahî ve bir meşher-i Rabbanî ve bir meclis-i ruhanî hükmüne geçmek, Cenab-ı Hakkın hikmetinin muktezasıdır. Madem Ramazan o bayramdır; elbette bir derece, adî ve hayvanî meşguliyetten insanları çekmek için oruca emredilecek.
http://www.islamiyet.gen.tr/mubarek_gun_ve_geceler/kadir_gecesi.php
|